8 Mayıs 2012 Salı

VE SEN SEVMESEN GERÇEKTEN DE ÖYLE ÇOK


kalbim daima açık olsun küçük
 kuşlara ki gizemidir yaşamanın
her neyi şakısalar daha iyidir bilmekten 
ve yaşlanmıştır artık onları duyamıyorsa insan

aklım gezine dursun aç
ve korkusuz ve susamış ve kıvrak
ve gün pazar olsa da yanılmış olsam
çünkü genç değildir artık haklı çıkıyorsa insan

ve kendim yapmasam yararlı hiçbirşey 
ve sen sevmesen gerçekten de öyle çok
 asla olmamıştır aptalın tam böylesi ki beceremeyen
tüm göğü üzerine örtmeyi bir gülümseyişle
e.e. cummings

turkcesi: s. k.

bu şahane şiiri herkes okusun isterdim! ne kadar çok insanla paylaşabilsem o kadar iyi. benim için ise bu şiirdeki en önemli şey, ' ve sen sevmesen gerçekten de öyle çok' cümlesidir. 
sevmezler insanlar ya öyle çok, bu sevemeyişe olan kızgınlığımdan belki. anlamayışımdan. 
sevmek için asgari şartlar arayanlar, zor bela sevebildikten sonra bile sevmelerini haksız çıkaracak nedenler arayanlar... anları kaçıranlar zaten onlar ama, başka hayatlara acılar yaşatanlar. 
ahh yürek ister derler. yürekliler onlar. hayatlarında nedense ( !) hep başkaları tarafından acı çektirilmiş olan ak kaşıklar, tahta saplar. 
acı ise aşk gerçekten, en güzelidir acıların. ölüm değil ya. dağları delmene gerek yok. dağlar içinde olmasın. tuttun mu elini sevdiğinin, bırakmayacaksın. 
bırak o kazansın oyunu, bu oyunda kafasına top çarpıp yere yığılan çocuk sen ol...burnun kanar. dişin kırılır belki de en fazla. biraz da etraftaki diğer çocuklar gördüler diye utanır, göz göze gelemezsin bi süre.
fakat geçer bir süre sonra, ne burnunun kanaması ne de dişlerin gelir aklına.
hatta o topu da unutursun, düştüğün durumu da..heyecanını hatırlarsın topa koşarken duyduğun! o heyecana ihtiyaç duyarsın. tekrar tekrar koşmak istersin ama nafile. çünkü topu, sahayı, ayakkabılarını bulsan bile bir daha aynı oyunda oynayamazsın! 
oyununu sev! 
oyun çift kişilik, tek başına oynama! 
çünkü sen sevmezsen gerçekten  de öyle çok,
bir yanı eksik yalnız bir adam  ve yalnız bir kadın daha olur ...
ve asla beceremez aptalın teki, tüm göğü üzerine örtmeyi...



kendime not:  seni gerçekten çok sevmeleri ile daha güçlü, daha güzel, daha insan yapanlara kalbin, bir gün seni sevmeseler de açık olsun. nokta! 

Çolpan ERDEM

24 Nisan 2012 Salı

Yönlerim

kızacak neyim kaldı diyesim geldi az önce? 
artık kızdığım şeyler ile kırıldığım şeyler arasında milyonlarca ışık yılı fark var. bu iyi. demek ki ayrımına varabiliyorum pek çok şeyin. bu da iyi. artık kızdığımda kalın seslerle kırıldığımda incecik ağlıyorum. içime kanıyor tüm öğrenmişliklerim. kendime üzülüyorum en çok o anlarda. ben unutup giderim her şeyi de diyorum, rüzgarlarım nasıl unutacak? benim rüzgarlarımın yönü... hiç güvenmem. arlanmaz onlar, uslanmaz. inadına inadına vurur dururlar. ben, bütün dünyaya karşı inadına yaşayabilecek ben, ölebilirim orada. yürüyüp giderken, kalbim renklere, renkler gökyüzüne karışır.
umurumda mı sanıyorsunuz acı çekmek? hayır değil. sevmek için ihtiyacım olan bir çift güzel gözden öte olduğu sürece değil. bütün çirkinliklerine rağmen bile sevebileceğim için değil. kötü taraflarından ayırdığınız zaman insanları, göreceksiniz sevmenin kolay taraflarını. huzurlu, hafif yanlarını. 

yeter ki sessizleşmesin kalbim. sessizlik.. korkunç yansıması gerçeğin. öyle ki, o sessiz gecede bittiğini her şeyin aylar sonra anlarsınız bazen. o sessiz gecede incinmişliğinizi... 
şimdi belki o yüzden çok önemli...
sessiz geceler. 
anlamadan geçmem.
sevmeden,geçmem.
geçip gitmem...


Çolpan ERDEM 



23 Mart 2012 Cuma

Magic Word '' BaLanCe ''


Ankara'da bütün bir kış süre gelen, 'Haftaya havalar düzelecekmiş' söylentileri 100bin kez yanlış çıktında sonra, kar kış kıyamet yerini mis gibi bir bahar gününe bıraktı. Öyle ki ben deniz, Ağustos'a kadar bahar olsun temennilerimi evrene çoktan göndermeye başladım. Evet yaz Ağustos ayında gelsin, Eylül ortasına kadar filan sürsün ve sonra son bahar gelsin. Kahverengi yaprak hüznü ve en sevdiğim kırmızılar kaplasın her yanı. Bu mesajlarım da evren tarafından ivedilikle kayıt altına alınıp değerlendirilsin lütfen. Boşa konuşmuyorum burada. Bakınız hayat ne güzel olacak bu vesile ile. Kafanı kaşı mutlu ol kitaplarına, stresinizi yenin, lider olun filan kitaplarına gerek kalmayacak. Kavga edip küsüp ayrılan çift sayısı azalacak, iş yerlerinde kötü insanlar elbette var olacak ama kimse o kadar kafaya takmayacak. Bu durum ekonomiye bile yansıyacak, daha az kitap basımı daha az ağaç kesimine neden olacak, ayrılmalar zaten çok masraflı,yeni ev, yeni eşyalar yeni düzen kurmak çok pahalı iş, bundan da kurtulunacak, veee sıkıntı stres altındaki ofis kadını daha az alışveriş yapacak. Bu çok doğru dostlarım, kadınlar stresten alışveriş yapıyorlar [aslında buna kendim bile pek inanmadım:))) ]

Coğrafyanın insan davranışı ve yaşantısı üzerine olan etkisi hakkındaki küçük açıklamamdan sonra başka bir konuya geçmemin vaktidir diye düşünüyorum. Konu denge olsun. Magic Word ''Denge''. İngilizce duyuluşunu da çok severim üstelik bu sözcüğün, ''Balance''.
TDK'ya göre Denge 5 anlama sahip. Bu anlamlar;

- Bir nesnenin veya bir insanın devrilmeden durma hâli, muvazene, balans
- Zihinsel ve duygusal uyum, istikrar
- Siyasi güçlerin, yetkilerin birbirini sınırlayacak biçimde dağıtılması
- Ekonomik hayatın uyumlu düzeni
- Birbirini ortadan kaldıran güçlerin sonucu olan durma hâli

Bu anlamlar arasında '' Birbirini ortadan kaldıran güçlerin sonucu olan durma hâli '' seçeneğini uzun uzun düşünmek isterim fakat bugün üzerinde durmak istediğim anlamı '' Zihinsel ve duygusal uyum, istikrar '' olacak. Elbette beni yakından tanıyanlar, Hey Hey seni gidi pis ikizler burcu, sen kim Denge hakkında konuşmak kim diyebilirler elbet, ki ben olsam ben de derim. Fakat dengesizliğin bile bir istikrarı bir uyumu olabilir dostlarım.
Dengesiz dediğimizde aklıma gelen kaba tabirle bir öyle bir böyle davranan kişidir öyle değil mi? Oysa bu tanımlara göre denge bir davranış biçimi değildir. O sebeple belki şiirinde Turgut Uyar, ''Ama sizin adınız ne, benim dengemi bozmayınız ''der... İç huzurundan bahseder o şiirde pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı doğru...
İçi de dışına vurur insanın... Dengesini bi insanın; davranışlarından, dağınıklığından, psikopatlığından anlamazsınız... bakışlarındaki huzurdan anlarsınız,. Sessiz sakin bir huzurdur o. Kodları çözülmüş bir yaşam döngüsü içindedir... Ve kimse ile bir dertleri sıkıntıları olmayan onlardır... Bırakıp gitseler, yakıp yıksalar, bazen saçma sapan davransalar, artık hayatınızda olmasalar da, dengeli insanlar iyi niyetli gülümsemelerini gittikleri her yere götürürler. Nokta.



12 Ağustos 2011 Cuma

ANLATILIR GİBİ DEĞİL YASI ÇİÇEKLERİN



....................
Kimse ölümü övemez 
Seni gördükten sonra 
Kulluğu
Savaşı
Güzel gösteremez.

..............................
İ. Berk 

10 Ağustos 2011 Çarşamba

bir yunan şairinin şiiri imiş meğerse :)

Yeni bir ülke bulamazsın
Başka bir deniz bulamazsın
Bu şehir ardından gelecektir
Sen yine aynı sokata dolaşacaksın
Aynı mahallede kocayacaksın
Yeni bir ülke bulamazsın
Başka bir deniz bulamazsın
Bu şehir arkandan gelecektir
Aynı evde kır düşecek saçlarına
Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin
Geleceksin bu şehre sonunda
Başka birşey umma
Başka şey umma